5 Temmuz 2011 Salı

yaz sonunda geldi, durma yaz yaz yaz...

Bu akşam yemeğimizi karpuz, peynir, missss gibi domatesle geçiştirince farkettim ki, sonunda yaz geldi. Balkonda oturuyor ve hiç bir ürperti hissetmiyor oluşumuz, beni destekledi. Kısa süreli de olsa bir ferahladı içim. Kızım ve Uğurumla birlikte ekmek atmak suretiyle balkonumuzdan görünen sanat eseri (!) çatılarda ne kadar martı varsa başımıza topladık ve ben martıların camlarımıza pisleme ihtimaline bile aldırmadım. ne hoştu. Malum adaya gidilemeyen üçüncü yaza girmişken, bir nostalji yapmanın vaktiydi ve yeri de bizim fakirhanenin balkonu oldu.
Daha birkaç aydır düzgün cümle kurabilen kızımın "martılar uyudu, uyandı, onlara yemek verelim, martılar şunu yaptı bunu yaptı" türünden monologlarının gazıyla düşündüm ki -yeniden ve yeniden- ne büyük şanstır İstanbul'da yaşamak. Türkiye'de hatta dünyada kaç kişi var martı sesiyle tanışmamış, sabaha karşı tam uyumaya çabalarken çığlık çığlığa konuşan martılara küfrü basmamış...

İşte tam da bu yüzden, İstanbul'u yazanları yazıyorum ben...Denizin nimetlerini, denizi gizleyen, çarpık beton yığmaların çatısında görebilen insanların şehrini...

yazmam bitse de, yazın tadına varsam :)

pampişler!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder