29 Temmuz 2011 Cuma

burda bir köy var

Esenköy günlerindeyiz... Sevgili mimar eşim ve sevgili mimar özgürün ilk inşa ettikleri, harika binanın en üst katında, teras-balkon- salondayken denizin üstünde hissettiren "evim"de; tezi bitirmenin huzuru ve doktora başvurularının tedirginliği arasında ruhumu dinlendirmeye çabalıyorum.

Burası garip bir köy, Armutlu ile Çınarcık arasına sıkışmış, yeşil-mavi...ama ideolojik olarak daha çok yeşil; türlü cemaatin mensuplarını tek tek görebileceğiniz bir yer: yani hacı sakal kaç çeşittir, bir kadın saçını kaç farklı modelde gizleyebilir? saçını kapayanlar popolarını kapayamayabilir, ayrıca haşema denilen tasarım tanga bikiniden bile teşhirci hal alabilir ıslanmanın etkisiyle, vs vs... burası garip bir köy dedim ya, örneğin bunca konservatif islami kesime hitap etmesiyle ünlü bu yerde mezar taşlarının bakış açısının her gelen imama göre yer değiştirmesi, kıblenin bir türlü denk getirilememesi gibi absürdlükler var. Ayrıca ilk defa gördüğüm yazlık cami konsepti de burada...püfür püfür terasta namaz kılınıyor :)) öte yandan beachler discolar falan...
Her neyse, Esenköy anlatılmaz yaşanır...
İşte bir haftadır buradayız, kızımla neredeyse ilk ciddi yüzme çalışmalarını yaparken, bugün ateş içinde uyanması, bu garip ve de zoraki tatilimize biber serpti...çocuk zor şey, hasta çocuk daha da zor.

Bugün denize giremedik, sahilede yürüyemedik, o muhteşem dondurmadan yiyemedik ama bu balkon, dalga sesleri ve esenköye adını veren esinti yine de rahatlatıcı.

Arada kaçmak gerek İstanbul'dan, neresi olursa olsun, uzaktan bakmalı bazen puslu ışıltısına...

Umarım yarın sabah Dilruba C. güzel uyanır, balkonda kahvaltının tadını çıkarırız; yeni yaptığım ahududu reçelim, köy peyniri, köy tereyağı, miss gibi domates... 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder